Archive for the ‘Şems-i Tebrizi’ Category

Âşıkların sana can armağanı getirseler bile

Başın için hepsi de Kirman’a kimyon getirmiş olurlar

Bu gönül işidir, kafa işi değil

Lâle eğer şaşkınca gülmeseydi

İçindeki karanlığı kim görürdü?

O her ne kadar kendi kanına bulanmıştır ama,

Bu da kara kalpli olmasının cezasıdır

Akıl, kişilerin bağıdır, aşk bu bağları çözer

Akıl der ki, taşkınlık etme! Aşk da teklifsiz davran, der!

Dosta böyle yaparsan düşmana ne yaparsın? (daha&helliip;)

Ayda onun yüzünden bir eser kaldı

O melek huyludan ayda bir iz kaldı

Hayır, hayır nereden nereye, ay kim oluyor?

Can onun kulu oldu ve yalnız o kaldı

Ay dün gece yastığının üstüne düşmüştü
(daha&helliip;)

Şems ve Mevlana

Posted: 08 Şubat 2012 in Mevlana, Şems-i Tebrizi
Etiketler:

Mevlâna daha ilk gün:
— Ey Şemseddin Tebrizî, ey mânâ âleminin incisi, gerçi evim sana lâyık değil ama, sadık bir bendenim şimdi. Kulun nesi varsa efendisinindir. Bundan böyle bu ev senin; çocuklarım, oğulların ve kızlarındır, demiş, hizmetine koşmuştu.
Şems, Mevlâna’yı bir kere daha denemek istiyordu. Bir zamanlar Evhadüddin-i Kirmâni’ye yaptığı gibi Mevlâna’ya da şarap getirmesini söylemiş, Mevlâna herkesin hayret ve dehşet nazarları arasında Şems’in bu arzusuna boyun eğmiş. O zaman Şems:
— Biz seni tecrübe ettik, sen bizim tahminimizin de üstünde bir ermişsin. Meğer sen hiçbir ferdin taşıyamayacağı yükü. kılın titremeden omuzlayabilecek kâmil insanmışsın. Şende bu kudret ve tahammül varken, sana bu dünyada kimse denk olamaz. (daha&helliip;)

1185 yılında Tebriz’de dünyaya gelen Şems-i Tebrizi’nin asıl ismi Mevlana Muhammed’dir. Melik Dad oğlu Ali adında bir zatın oğludur ve Azeri Türklerindendir. Şemseddin yani dinin güneşi lakabıyla anılmıştır.

Daha küçük yaşlarda manevi ilimleri tahsilde gösterdiği kabiliyetle dikkat çeken Şems, din ilimleri tahsilden sonra, genç yaşlarında Tebrizli Ebubekir Sellaf’a mürid olmuş, ününü duyduğu bütün meşhur şeyhlerden feyz almaya çalışmış ve bu sebeple diyar diyar dolaşmıştır. Bu gezginliğinden dolayı kendisine “Şemseddin Perende” uçan Şemsed din denilmiş, ayrıca Tebriz’de tarikat pirleri ve hakikat arifleri ona “Kamil-i Tebrizi” adını vermişlerdir.
(daha&helliip;)

Şems’den Sözler

Posted: 08 Şubat 2012 in Şems-i Tebrizi
Etiketler:

Bir gül kadar güzel ol; ama dikeni kadar zalim olma. Birine öyle bir söz söyle ki, ya yaşat ya da öldür; ama asla yaralı bırakma.
Ey İnsan kaf dağı kadar yüksekte olsanda, kefene sığacak kadar küçüksün. Unutma …herşeyin bir hesabı var üzdüğün kadar üzülürsün.
Hüzün taze tutar aşk yarasını. Yaramdan da hoşum, yârimden de…
Hak yolunda ilerlemek yürek işidir, akıl işi değil.
Kapımıza değil ; Kalbimize vuran buyursun !
Sevmeye layık olmayanı hatırlayarak değerli etme! Dönmek mi istiyor, bir şans daha verme. Unutma; sevgi yürekli olana yakışır.
Otunu, suyunu bilmediğin gönüllerde koyun gütme! Yoksa, ‘kaçırcağın keçilere’ çobanlık yapamazsın …!
Sığ suları en hafif rüzgarlar bile coşturabiliyor. Derin denizleri ise ancak derin sevdalar. Anladım ki, derin ve esrarengiz olan her sey susuyor. (daha&helliip;)

( Gönlü Geniş Ve Ruhu Gezginlerin Kırk Kuralı )

- Birinci Kural:
Yaradanı hangi kelimelerle tanımladığımız, kendimizi nasıl gördüğümüze ayna tutar.
Şayet Tanrı dendi mi öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sende korku ve utanç içindesin çoğunlukla…Yok eğer Tanrı dendi mi evvela aşk, merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende de bu vasıflardan bolca mevcut demektir.

- İkinci Kural:
Hak Yol’ unda ilerlemek yürek işidir, akıl işi değil.
Kılavuzun daima yüreğin olsun, omzun üstündeki kafan değil.
Nefsini bilenlerden ol silenlerden değil!

- Üçüncü Kural:
Kuran dört seviyede okunabilir.
İlk seviye zahiri manadır.
Sonraki batıni mana.
Üçüncü batıninin batınisidir.
Dördüncü seviye o kadar derindir ki kelimeler kifayetsiz kalır tarif etmeye.
(daha&helliip;)